SİGORTACILIK DAİRE BAŞKANI ALİ HAYDAR ELVEREN’İN TRT- 2 KANALINDAKİ “İŞ GÜNÜ” PROGRAMINDA
“BİREYSEL EMEKLİLİK” KONUSUNDAKİ AÇIKLAMALARININ METNİ
15 MART 2002
İlknur ERTUGAY: Bireysel emeklilik sistemi, çoğumuzun duyduğu ancak tam olarak da ne içerdiğini, nasıl işlediğini bilemediğimiz bir sistem. Sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olacak ve tamamen gönüllülük esasına dayalı olacak, medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip olan herkesin de katılabileceği bu sistemi bugün programımızda bir kez daha aktarmaya çalışacağız sizlere. Gönüllü olarak çalışacak bu sistemde kimler, nasıl belirlenecek, yaş ve yıl sınırları neler olacak, nasıl olacak, bu bir tür hayat sigortası şeklinde mi çalışacak gibi sorulara yanıt vermeye çalışacağız konuğumuz ile birlikte. Konuğumuz kim, Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü Özel Emeklilik Daire Başkanı Sayın Ali Haydar ELVEREN. Hoşgeldiniz Sayın ELVEREN İsterseniz öncelikle çerçevesini bir kez daha hatırlatalım izleyicilerimize. Biz daha önceki programlarımız da bir kaç kez bireysel emeklilik ile ilgili açıklamalarda bulunmuştuk başka konuklarımız ile ama; yaş sınırı nedir, kapsamı nedir, biraz bunlardan bahsedelim, ondan sonra acaba aksaklıklar var mı diye sorularımızı soralım.
Ali Haydar ELVEREN: Memnuniyetle. Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi, 7 Ekim 2001 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu sistem, emekliliklerinde, bireylere ek bir gelir almalarına yönelik özel bir emeklilik sistemi. Buradaki özel kelimesi, bu işin kamu tarafından yapılmadığını, tamamiyle özel şirketler tarafından yapıldığını, kamunun ise gözetim ve denetimden sorumlu olarak, bireysel emeklilik sistemini yürüttüğünü, yasal alt yapısını oluşturduğu anlamına geliyor. Bu sisteme, sizin de belittiğiniz gibi medeni haklarını kullanma ehliyetine haiz, 18 yaşın üzerinde veya medeni haklarını kullanma ehliyetine haiz herkes katılabilecek. Burada kişinin, mevcut sosyal güvenlik kurumlarına yani SSK’ya, Bağkur veya Emekli Sandığı’na kayıtlı olması veya olmaması katılım ile ilgili bir konu değil. Çünkü katılım tamamiyle gönüllülük esasına dayanıyor: Ayrıca kamu emeklilik sistemine de tamamlayıcı ikinci bir ek gelir, veya ek bir gelir elde etmek isteyenlere yönelik bir sistem. Dolayısıyla o kişiler de kamunun kendilerine sağladığı olanakların üzerinde, emekliliklerinde ek bir gelir elde etmek istiyorlarsa, çalışma yaşamlarında, elde ettikleri gelirin bir kısmını, emekliliklerinde kullanmak üzere, tasarruf etmelerini, yatırıma yönlendirmelerini ve bu yatırım gelirini de ileride bir ek gelir elde etmelerine yönelik bir sistem.
Burada emekli olma koşulu, nasıl emekli olunacak? Sistemin temeli kendi katkılarına dayanıyor. Yani kişi, kendi hesabına katkıda bulunacak, yatırıma yönlendirilecek o birikimler, elde edilen yatırım gelirleriyle, yapılan katkıların toplamı, kişiye emekliliğinde verilecek geliri belirleyecek. Yani burada çok yatırmış olan ve yatırım geliri fazla elde etmiş olan emeklilik geliri, daha az yatırmış olan bir katılımcıya göre, daha az olacak. Buna biz “fonlu sistem” diyoruz; “bireysel hesap” diyoruz. Yani her iki kendi hesabında birikimleri oranında, bu sistemden ek bir gelir elde edecek.
Emeklilik, kelime itibariyle, tanım itibariyle yaşlılığı ifade eden bir şeydir.
İlknur ERTUGAY: O yüzden mi 56 yaş?
Ali Haydar ELVEREN: 56 yaş o nedenle. Emeklilik kelimesi aktif çalışma yaşamının sonunu ifade eder. Dolayısıyla da kişiler çalışırken, tasarrufta bulunacaklar, çalışma yaşamlarının bitiminde bunu kullanmaları gerekir. Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sisteminde, emekli olma koşulu, kişiler en az sisteme on yıl katkıda bulunacaklar. Ancak 56 yaşını da tamamlamış olacaklar. Burada, şu, yanlış anlaşılmasın 10 yıl katkıda bulunmak demek, 46 yaşına kadar bekleyip, sonra 10 yıl katkıda bulunmak….
İlknur ERTUGAY: Ben aynı şeyi düşünmüştüm mesela 46 yaşında olsam ne olurdu.?
Ali Haydar ELVEREN: Şimdi tabii 10 yıl katkıda bulunduğunuzda, 10 yıllık bir tasarrufunuz olur. 20 yıl katkıda bulunduğunuzda …
İlknur ERTUGAY: Arada çok büyük bir fark oluşuyor mu?
Ali Hardar ELVEREN: Miktarla ilgili. Tamamiyle. Siz on yıl katkıda bulunursunuz, ama on yıl yerine, yirmi yıl katkıda bulunursanız, miktar aynı ise sizin emeklilik geliriniz düşük olacaktır. Veya,
İlknur ERTUGAY: Miktarı tamamiyle kişi belirliyor. Ben şu kadar ödemek istiyorum diye.
Ali Haydar ELVEREN: Tabii. Burada tabii ki bir emeklilik şirketi minimum katkı tutarını belirleyebilir. Kişiyi zorlayan değil. Diyebilir ki benim bu ürünümde, bu planda katılabilmek için makul olarak şu miktardan daha yüksek bir ödeme yapmanız gerekebilir. Örneğin, bir kişi bir milyon lira ile sisteme katılmak istiyorum dediğinde, onun bir ekonomik değeri olmadığı için, muhtemelen şirket, bunun masrafı bile bu bir milyon liradan çok daha yüksek olacağından, diyebilir ki bunu makul bir oranda yapın. Ancak temel olan kişi, kendi gelirinin belirli bir oranında sisteme katkıda bulunması gerekir ki, emeklilik tarihinde de o geliriyle orantılı bir emeklilik geliri elde edebilsin. Nasıl bugün SSK, Emekli Sandiğı’na kendi gelirimizle orantılı bir katkıda bulunuyorsak ve emekli olduğumuzda da o gelir ile orantılı bir kamu emeklilik sisteminde bir gelir elde ediyorsak, özel emeklilik sistemin de de çalışma yaşamımızda, gelirinizin asgari % 5’i ile 10’u arasında bir miktari biriktirdiğimizde ve buna çalışırken ek yaptığınızda, emekli olduğunuzda göreceğiz ki kamunun emeklilik sistemine ek olarak önemli bir miktarda ikinci bir gelir elde edeceğiz. Bu da bu konunun asıl amacını oluşturacak. Emekliliklerinde, kişilerin refah düzeyleri artmış olacak. Yani çalışırken elde ettiğimiz gelir ile emeklilikte elde ettiğimiz gelir, kamu emeklilik sisteminde genel olarak karşılaştırdığımızda daha düşük olduğu için o aradaki refah farkını kapatmak, özel emeklilik ile sağlanabilir diye düşünüyoruz.
İlknur ERTUGAY: Sayın ELVEREN, şimdi neden gereksinim duyuldu bu uygulamaya diyeceğim ama, aşağı yukarı biraz anlattınız. Hayat sigortasından farkı nedir? Yani SSK’nın BağKur’un durumu ortada, verebildiği maaşlar da ortada. Dolayısıyla, böyle bir sistem ihtiyaç duyulmuş olabilir ama, hayat sigortasi ile ayrışan yönleri nelerdir?
Ali Haydar ELVEREN: Hayat sigortası çok çeşitli ürünlerin genel adı olarak. Biz hayat sigortası deyince, emekliliğe yönelik hayat sigortası ürünleri diye ben algılayayım. Mevcut hayat sigortalarında yaş ile ilgili bir kıstas yoktur. Hayat sigortaları daha esnek daha orta vadeli tasarrufa yönelik ürünlerdir. Yani bu sistem ortaya çıktığında, o tarzdaki ürünler kaybolmayacaktır. Yine kişiler, daha esnek zamanlarda tasarrufta bulunmak istiyorlarsa, hayat sigortalarına alınacaklar. Ama, emekliliklerine…
İlknur ERTUGAY: Avantajlı yanı nedir. Bir kişi neden hayat sigortasını değil de bireysel emekliliği tercih etsin?
Ali Haydar ELVEREN: Tercih olarak tamamiyle sizin tercihiniz. Ben emekliliğime yönelik bir tasarrufta bulunmak istiyorum dediğinizde, bunun tabi olduğu esaslar, vergilendirme, yatırım aşamasındaki kurallar, hayat sigortacılığı gibi daha esnek bir yatırım aracından veya tasarruf aracından daha farklı. Ve kamu olarak da emekliliğine yönelik tasarrufta bulunan vatandaşa, bunun getirdiği dışsal faktörler, dışsal faydalar nedeniyle kamu, çok daha cazip olanaklar, çok daha değişik olanaklar sağladı. Hayat sigortacılığı ile emeklilik ayrı ürün. Yani, tamamiyle birebir birbirini karşılayan bir ürün değil. Birisi ben, çocuğumun eğitimi için tasarrufta bulunmak istiyorum, hayat sigortası; ben on yıl sonra bir birikim elde etmek istiyorum hayat sigortası; ama ben emekliliğimde ek gelir elde etmek istiyorum dediğinde….
İlknur ERTUGAY: Ama yine de hayat sigortalarında da böyle paketler var. yani yine de acaba diyorum…
Ali Haydar ELVEREN: Benzerlik var tabii.
İlknur ARTUGAY: Buna rağmen bir avantajı var mı bu sistemin? Bunun dışında ?
Ali Haydar ELVEREN: Tabii.Vergisel anlamda bir farklılık var.Yatırım aşamasında farklılılar var. Bir sigorta ürününde, örneğin sigorta şirketi ile katılımcı arasında bir sözleşme vardır. Ve sigorta ürünü katılımcının, iş yaşamındaki değişikliklere göre çok esneklik arzetmeyebilir. İşte pirim ödemeniz kurallara bağlanmıştır, o şirketle süre sonuna kadar kalmanız gerekir. Bireysel emeklilik sistsminde, bu anlamda, katılımcının iş yaşamında karşılaşabileceği değişiklikleri, sisteme veya kendi emeklilik sistemine yansıtabileceği bazı mekanizmalar öngörülmüştür.
İlknur ERTUGAY: Daha Esnek bir sistem.
Ali Haydar ELVEREN: Mesela, bunlardan bir tanesi gerekirse siz şirketinizi değiştirebiliyorsunuz. Çünkü kişi, nasıl ki aynı iş yerinde emeklilik tarihine kadar hep aynı iş yerinde kalmıyorsa, aynı şikette de devam etmeyebilir. Veya pirim ödemede bazı esneklikler var. Yatırım tercihlerinde esneklikler var. Bu tür konular, ama zaman içinde bunların bir kısmı hayat sigortalarında da var. Ama dediğim gibi biraz farklı bir sistem. Şöyle de düşünebilirsiniz. Hayat sigortalarının emekliliğe yönelik daha spesifik daha özel koşullarda yaratılmış çok yenilikçi bir ürünü diye de düşünülebilir; ama ne bunu sunan şirketler olarak ne de teknik alt yapı olarak çok büyük bir benzerlik veya tamamiyle, yeni bir hayat sigortası ürünü gibi algılanmaması gerekir.
İlknur ERTUGAY: Evet. İşverenin payı ne olacak burada?
Ali Haydar ELVEREN: Burada, işveren sisteme şu şekilde katılabiliyor. Çalışanı adına gönüllü olarak yine, katkıda bulunmak istiyorsa, bu sistemde katılımcısı adına, belirli oranda yani vergi avantajları açısından belli oranda bu çalışanının brüt ücretinin yüzde 10’una kadar katkıda bulunabilir. Bu durumda işverenin ödediği o primler, kurumlar vergisi matrahından doğrudan gider olarak gösterilebiliyor. Tabii diyeceksiniz işveren bu koşullarda neden bunu öngörebilir. Bu, kendi çalışanını motive etmek için kullanılabilecekleri yöntem. Tabii ek bir menfaattir. Gönüllü katılıma dayandığı için tamamiyle kendi çalışanı ile işveren arasındaki iş akdine bağlı olarak ortaya çıkabilir. Genel gözlemimiz de çok sayıda işveren, bireysel emeklilik sistemi aracılığıyla çalışanları adına bu türde katkılar yapabileceklerini öngörüyoruz. Yani bireysel emeklilik sistemi, sadece bireylerle değil, aslında, bireylerin çalıştığı kurumlarla da çok yakından ilintili. Siz bir bütün olarak, biz buna grup emeklilik planları diyoruz, bir araya gelerek bir çalışan sizin adınıza bir emeklilik planı yapmaya kalktığında, yani sizin adınıza görüşmelerde bulunduğu, koşulları belirlemeye kalktığında, çalışanının tek başına yapabileceğinden çok daha cazip olanakları sunabiliyor. Bu avantajın bir kısmını da tabii ki hem kendisi hem de katılımcı paylaşabilir. Dolayısıyla çok cazip bir sistem.
İlknur ERTUGAY: Evet. Peki, gelinen son nokta, galiba, emeklilik yatırım fonlarının kuruluş faaliyet yönetmelikleri çıktı, bildiğim kadariyla SPK ve Hazine’nin. Peki ne zamandan itibaren vatandaşlar, sisteme dahil olacaklar? Yani, Ali Bey, Ayşe Hanım bugün gittiğinde, henüz hazır değil galiba, değil mi sistem? Ne zaman bekliyorsunuz?
Ali Haydar ELVEREN: Yönetmelikler olarak, Hazine Müsteşarlığı ve Sermaye Piyasası Kurulu, hem lşirketlerin kuruluşları, hem emeklilik sözleşmelerinin genel içerikleri, bu işi vatandaşlara tanıtacak ve satacak aracılar dediğimiz bireysel emeklilik aracıları ve fonların çalışma usul ve esasları ile ilgili Yönetmeliklerimiz, 28 Şubat 2002 tarihinde yayınlandı ve yürürlüğe girdi. Bu tarihten sonra beklentimiz, şirketlerin, yönetmeliklerde ve kanunda, istenen belgelerle birlikte, emeklilik şirketi kurmak üzere, Hazine’ye başvurmalarını bekliyoruz. Tahminen Nisan’da ilk başvuruları alacağımızı düşünüyoruz. Şirketler, yoğun olarak hazırlıklarına devam ediyorlar. Çok ciddi, bir alt yapı değişikliğine ihtiyaç var. Çok kapsamlı, çok ince elenerek yapılacak bir seçim sonucunda, şirketlere kuruluş izni verilecek. Kuruluş izni verildikten sonra şirketler, alt yapılarını tamamlayarak, yani her şeyi ile bu işi yapmaya hazır hale geldikten sonra faaliyet ruhsatı alacaklar ve Sermaye Piyasası Kurulu’ndan emeklilik yatırım fonu kurma izni alacaklar. Bunlar, bir kaç ay daha sürebilir diye düşünüyoruz. Yani, Temmuz 2002‘de, eğer hazırlıklar, beklentiler ölçüsünde devam ederse, 2002 Temmuz’undan itibaren vatandaşlar, bu sisteme katkıda bulunabilecekler.
İlknur ERTUGAY: Üç dört ay kadar bir süre kaldı o zaman. Peki Sayın ELVEREN, sistemden çıkmak istiyorsa bir kişi, yani artık devam etmek istemiyorum, ya da koşullarım uygun değil neyse, nedeni çok önemli değil, nasıl alabilecek mi, o parasını koruyarak mı alacak, yoksa bir takım kayıpları olacak mı?
Ali Haydar ELVEREN: Şimdi 56 yaşına kadar, tabii çok şey değişebilir ben ayrılabilir miyim, o zaman ben ayrılamıyorsam niye gireyim gibi bir kaygı var. Burada vatandaş istediği zaman sistemden çıkabilecek ama; devletin amacı neydi? 56 yaşına kadar emekliliğini bekleyen birisine, bazı avantajlar sağlamaktı. Dolayısıyla 56 yaşını beklemeyip erken ayrılanlara, o avantajların bir kısmını devlet geri alacak buna da vergi mevzuatında şöyle bir düzenleme yapıldı, emekliliğini bekleyenlerin elde edecekleri birikimlerin tabi olduğu vergi oranıyla, erken ayrılanların vergi oranı farklı olacak. Belki erken ayrılanlar emekliliğini bekleyenlere göre biraz daha yüksek oranda vergi ödeyecekler. Ama, bu hiç bir şekilde, onları bu sisteme girmiş olmaktan dolayı, yani çıktıkları takdirde cezalandırıcı bir oran olmayacak. Her halükarda bu sisteme girmiş olduklarından dolayı menfaatleri olacak, ama bu menfaatleri emekliliklerini bekleyenlere göre daha az olacak. Dolayısıyla vatandaşın hiç bir şekilde o kaygısı olmasın. Ama bu sistem de ben bugün gireyim, üç gün sonra çıkayım denen bir sistem de değil. Tabii ki girebilir kişi, 5 yıl kalabilir, 7 yıl kalabilir, koşulları değişebilir, çok değişik koşulları olabilir. Ben daha önceki kısımda da söyledim, çalışma yaşamında o kadar değişiklikler olabilir ki,
İlknur ERTUGAY: Tabii, mesela son günlerde işsizlik çok gündemde ve işsiz kalan bir insanın bu sigortayı ödemesine tabii imkan yok . Dolayısıyla işsiz kalanlar için farklı bir şey olacak mı?
Ali Haydar ELVEREN: Sistem bu esnekliği içeriyor. İşsiz kalan veya herhangi bir nedenle, katkıda bulunmaya ara vermek mümkün tabii. Dolayısıyla bu sistem, sisi, 18 yaşında başlayıp, 56 yaşına kadar devam edecek bir sistemse, işsiz de kalabilirsiniz, belli bir dönem gelir düzeyinizde çok azalma olabilir, ödeyemeyebilirsiniz; bunların hepsi, sistem bunlara izin veriyor ve bunların koşulları yönetmelikte mevzuatta var. Diyelim ki ara verdi vatandaş. Ama daha önce bir birikimleri var. Bu birikimleri yine kendi hesabında, katılımcı adına yatırıma yönlendirilmeye devam edecek, kişi istediği takdirde tekrar, ödemeye, kendi hesabına katkıda bulunacak. Dolayısıyla, daha önce 10 birimlik bir katkısı vardır, beş birim gelir elde etmiştir. Beş sene sonra tekrar kaykıda bulunduğunda, o birimin üzerine yeni katkıları ve yeni yatırım gelirleri eklenmiş olacak. Ama emekli olmak için toplamda on yıl mutlaka katkıda bulunmuş olmak gerekiyor. Bizim on yıl koşulumuz burada. Yani siz, 20 yıl sistemde bulunmuş olabilirsiniz. Sistemde bulunmuş olmak yetmiyor, ama bu sistemde bulunduğunuz sürenin en az on yılında da, bu emeklilik planında da, dahil olduğunuz emeklilik planındaki asgari katkı tutarı kadar bir katkıyı, sisteme yatırmış olmanız gerekiyor. Aksi takdirde vergisel anlamda, devletin sizi teşvik etmesinin mantığı kalmamış oluyor. O nedenle. Yani 56 yaşı dememizin nedeni, 56 yaşındaki pirimlerin uygulandığı vergi mevzuatı farklı olduğu için biz yaş koşulu koyduk.
İlknur ERTUGAY: Anlıyorum. Peki, Sayın ELVEREN, bir de pirimlerin yüksek olması, bize, daha önceki yapmış olduğumuz programlarda da şikayet konusu olarak, soru olarak gelmişti. Yani, benim zaten gelirim belli, işte durumum ortada, ekonomik şartlar ortada, bir de ben buna nasıl pirim ayıracağım? Bu sizin öngördüğünüz, sayıyı düşürecek bir düşünce mi sizce?
Ali Haydar ELVEREN: Değil. Şimdi burada amaç, kişinin gelirinin belirli bir oranı kadar. Geliri ne ise, 200 milyon alıyorsa, % 5 ‘i oranında katkıda bulunması halinde, 400 milyon alan diyelim ki 10 milyon katkıda bulunduğunda, 200 milyon alanın 10 milyon katkısına göre daha anlamsız olacaktır. Önemli olan burada kişinin, benim elde ettiğim gelirin belirli bir oranını emekliliğimde kullanmak üzere tasarruf ediyorum demesi gerekiyor. Bu, makul olan 5 – 10 arasında bir orandır. Yani siz hep bunu yaparsanız. Tabii ki 46 yaşında, %5 oranında bir katkıda bulunursanız çok anlamlı bir rakam olmaz ama; 18 yaşında çalışmaya başladınız. Gelirinizin yüzde 5 - 10 arasında bir rakamı katkıda bulursanız, emekliliğinizde, çok ciddi bir gelir elde ederseniz. Rakam olarak yani, kişi, illaki ben 100 milyon ödeyeceğim diye bir kural veya 50 milyon ödeyeceğim veya 25 milyon ödeyeceğim diye bir kural yok –özellikle grup emeklilik planlarında- göreceğiz ki asgari ücretliler bile, bu sisteme katılacak, grup emeklilikte. Ama bireysel olarak katılımda muhtemelen, tasarruf etme yeteneği olan, gelirinin bir kısmını, emekliliği için ayırabilenler katılacaktır. Bu da orta ve üst gelir. Ancak ülkemizdeki ekonomik gelişmeye paralel olarak, toplumun çok daha geniş kesimleri bu sisteme katılabileceklerdir.
İlknur ERTUGAY: Ali Haydar Bey, son bir iki dakika içinde de son bir soru sormak istiyorum. Bu şirketlere, insanlar nasıl güvenecekler, denetimi nasıl sağlanacak? Belki de çok önemli bir noktası.
Ali Haydar ELVEREN: En önemli. Siz istediğiniz kadar başarılı, istediğiniz kadar güzel bir sistem yaratın, vatandaş güven duymuyorsa, katılım az olur. Burada kamu, özellikle gözetim ve denetimi, etkin hale getirmek için bazı önlemler aldı. Biz hem fonlar, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından günlük olarak denetlenecek, günlük olarak elektronik ortamda, hem de emeklilik şirketlerinin diğer faaliyetleri, Hazine Müsteşarlığı tarafından günlük olarak denetlenecektir.Yerinde denetime, bağımsız denetime diğer tüm denetimleri ayrı olarak. Dolayısıyla, yaratılan sistemde örneğin, güvenlik unsurlarından bir tanesi, tüm katkılar ve yatırım gelirleri, şirketlerin kendi varklıklarından ayrı olarak Takasbank gibi saklama kuruluşu ayrı bir yerde saklanıyor olacak. Yani şirket mali durumunda bir kötüleşme olsa dahi, bundan hiç bir şekilde vatandaş etkilemeyecek. Ve biz elektronik ortamda o fonların bir şirketten diğerine aktarılmasını saniyelerle ölçülebilir sürelerle gerçekleştirebileceğiz.
İlknur ERTUGAY: Peki. Çok teşekkür ediyoruz. Katıldığınız ve verdiğiniz bilgiler için.
Ali Haydar ELVEREN: Ben teşekkür ederim. Sağolun.